KuRGuN.com Sözlük Bölümü
Â
A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
AB AC AD AF AH AK AL AM AN AP AR AS AT AV AY AZ
bulunan kelime: 54 sayfa: 1 / 3
Ağır aksak
Pek yavaş olarak, düzgün olmayarak.'Her zaman işleri ağır aksak yapıyorsunuz.'
Ağır basmak
1. Ağırlığı fazla gelmek. 2. Bir işte etkili olmak, gücü üstün gelmek, istediğini yaptırmak.'Politik gücü ağır basınca ihaleyi kazandı.'
Ağır başlı
Ciddî, olgun, hareketlerinde ölçülü, işlerini düşüne taşına yapan kimse.'Ağır başlı olmak insana üstün meziyetler kazandırır.'
Ağır elli
1. Oldukça yavaş iş yapan, çabuk yapmayan. 2. Vurduğu zaman çok acıtıp can yakan.'Adamın eli amma da ağırmış, ense köküm hâlâ ağrıyor.'
Ağır gelmek
1. Ağrına gitmek, onuruna dokunmak.'Hak etmediğim şu sözler öylesine ağır geldi ki bana.'2. yapılması güç gelmek.'Bu yaştan sonra inşaat işlerinde çalışmak artık ağır geliyor More…
Ağır hastalık
Sonu ölümle neticelenebilecek gibi olan tehlikeli hastalık.'Ağır hastalık geçirdiği için bir türlü kendini toplayamadı ve zayıf kaldı.'
Ağır söz
Kişinin gönlünü inciten, gücüne giden, onuruna dokunan, dayanılması güç söz.'Söylediğin ağır sözler çocukları çok incitti.'
Ağırdan almak
Bir işi yapmakta acele etmemek, yavaş davranmak, isteksiz görünmek.'Hiç sebep yokken işi ağırdan almanı bir türlü anlamıyorum.'
Ağız (söz) birliği etmek
Daha önce bir konuda anlaşarak aynı şeyi yapmak ya da söylemek.'Ağız birliği etmeli, hep birlikte savunmalıyız kendimizi.'
Ağız aramak (veya yoklamak)
Öğrenilmek istenilen şeyi söyletecek yolda dil kullanmak.'Ağzını ara bakalım o konuda bir şey biliyor mu?'
Ağız değiştirmek
Daha önce söylediğinin tersini söylemeye başlamak.'Babasını görünce korkusundan ağız değiştirdi.'
Ağız eğmek
Yalvarmak, hiç de lâyık olmayan birine yüz suyu dökmek. 'Ölürüm de ağız eğmem o adama!'
Ağız kalabalığı
Birbirini tutmayan, gereksiz, konu dışı sözler.'Asıl meseleyi ağız kalabalığı ile ört bas edip kaçamazsın!'
Ağız kalabalığına getirmek
Birini gereksiz sözler söyleyip çok konuşmak yolu ile şaşırtmak, dikkatini dağıtıp aldatmak.'Ağız kalabalığına getirip yok pahasına aldı malları.'
Ağız kavafı
Karşısındakini ikna etmek için diller döken, çok konuşan, gerekli gereksiz söz söyleyen kimse.'İğreniyorum şunun gibi ağız kavafı heriflerden.'
Ağız yapmak
Birini aldatma, yanıltma, oyalama amacıyla duygularını, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek biçimde konuşmak.'Ne ağız yapıp duruyorsun, gerçeği söylesene!'
Ağız, dil vermemek
1. Söz söyleyemeyecek kadar hasta olmak. 2. Herhangi bir sebeple hiç konuşmamak, susmak.'Kurşuna dizilmeyi göze aldılar ama ağız, dil vermediler.'
Ağızda sakız gibi çiğnemek
Bir düşünceyi, bir sözü tekrar edip durmak.'Dolap da dolap! Artık ağzında sakız gibi çiğneyip durma şu sözü!'
Ağızdan laf (söz) çekme(çalmak)
Bir kişinin bildiği şeyleri ustalıklı konuşmalarda ona sezdirmeden öğrenmek. 'Boşuna uğraşma, ağzından laf çekemezsin onun.'
Ağzı (bir karış) açık kalmak
Çok şaşırmak, şaşakalmak. 'Onca seneden sonra sevdiği arkadaşını birden karşısından görünce ağzı açık kaldı.'
Deyimler Sözlüğü KuRGuN - SöZLüK
ana sayfa Kaynaklar/Sources yukarı
© 2007 KuRGuN.com KuRGuN.com Ana Sayfa Powered by Glossword 1.8.6